Dayanışma, Mücadele, Ekmeğin Fethi için

Ekmekten Toprağa kadar, efendilerin gasp ettiği bütün yaşam geri alınana dek...
Ekmeğin Fethi
15 Oca 2010

Dayanışma, Mücadele, Ekmeğin Fethi için…

2009 çok kutlu bir yıldı ve efendilerin bal damlayan ağızlarından çok güzel sözlerle kapandı. "Ekmek de yok pasta da yok, durmak da yok. Yola devam".

Başdemagog hiç oralı olmayacaktı ama yine kendini tutamadı ve "size hakkınız olandan fazlasını sunuyoruzzz, fedakarlık yapıyoruz, zart yapıyoruz, zurt yapıyoruz, niye cakcaklıyorsunuzzz" gibi, daha önce gevelediklerine can sıkıcı derecede benzer saçmalıklar geveledi.

Toplu işten çıkarmaların, yarı ücretli geçici istihdam politikalarının ortalama kamuoyunda bir rahatsızlık yaratması ancak bir asayiş sorunu olarak ana haber bültenlerine yansımasıyla ve binlerce polisin gücünün binlerce işçinin üzerinde sınanmasıyla mümkün oldu. Bunun olabilmesi içinse işlerinin, kazanılmış haklarının bu kadar kolay ellerinden alınabiliyor olmasına dur demek isteyen işçilerin memleketin başkentine geldiklerinin 3. gününde şehrin göbeğindeki bir parka ait dünyanın en çirkin, en pis süs havuzuna dökülmesi, o havuzdan çıktıktan sonra tekrar coptan geçirilmesi gerekti.

Türk-İş Sendikası yönetiminin sayısız salvolarına rağmen, Tekel işçilerinin direniş eylemleri birinci ayını doldurdu. Bu bir ay içinde sendika yalancı pehlivanlığının aynıyla resmi olan bir referandum düzenledi. Kapısına kadar dayanmış ve onu sendika olmaya zorlayan binlerce işçiyi aptal yerine koyarcasına direnişe tamam mı, devam mı yoklaması yaptı. Rengi sapsarı  olan bu sağ sendikanın, bu neoliberal zamanda ekmek ve adalet arayışının odağında yer almasının şaşkınlığı süredursun, hala bir işe ve az çok bazı kazanılmış haklara sahip Manisa’dan, Siirt’ten, Samsundan, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan, İzmir’den, Batmandan, Adana’dan, Antalya’dan  binlerce işçi, karısını ya da kocasını da ve hatta çocuklarını da yanına katarak bugün Ankara'ya geldi. Akıllarına gelen her türlü eylemi ardı ardına sıralıyorlar: açlık grevi, oturma eylemi, genel miting, genel grev, ölüm orucu... İstedikleri şey gerekli desteğe sahip olmak.
 
Şehre gelişlerinin daha ilk saatlerden itibaren şehir merkezindeki tüm caddeler, sendika çevresi, köprüler, alt ve üst geçitler polislerce sarıldı.

Dünyanın krizi kapitalizmin ezdiği sayısız insan için burada ve her yerde, 21. yüzyılda da değişmeyen bir şey var. İşçilerden, işsizlerden, yoksullardan ve mülksüzlerden nefret ediliyor. Hakları olanı efendilerin elinden almaya kalkmaları ihtimali dehşet uyandırıyor.

Ankara'da hemen hemen kimsenin hükümetten, çalışma ve maliye bakanlıklarından ve özellikle gazetelerle televizyonlardan duyduklarına inanmama, hatta bunların tam tersine; sadece kendisine ve birlikte hareket ettiği kişilere inanma eğiliminde olduğu nadir hafta sonlarından biri yaşanacak.

Önümüzdeki haftanın ilk günü “başka bir dünyaya” uyanmayacağız belki ama, Efendilerin gasp ettiği Ekmeği yeniden fethetmek için yürüyen mücadele, havsalasına bir deneyim daha ekleyecek. Ekmekten Toprağa kadar, efendilerin gasp ettiği bütün yaşam geri alınana dek, Anarşi hep orada olacak.

 

Ankara Anarşi İnisiyatifi

 Toplanma yeri: Ankara Tren Garı Önü / Tarih: 17 Ocak Pazar / Saat: 10:00