Paradan Daha Değerli Bir şey Bulduk

Dunyadaki iyi seyleri isteyen bizler, kimsenin satamayacagi bir sey bulduk. Ustelik herkese yetecek kadar var. Az ile yetinemeyiz ve bundan dolayı utanmıyoruz. Bir ekmegin kabugu ile yetinemiyor olmaktan dolayı utanmamıza gerek yok. Yoksullugun erdem madalyasını taşımaktan boynumuz kopmadı mı?
Arıza Keçiler
23 Ara 2009

Arıza Keçilerden Takas Pazarı'nın Kısa Tarihi

DTCF’de takas pazarı açtığımız bu günlerden aylar önce, Mayıs ayının 27’sinde biz ahali gazetesinin arıza keçileri, konur sokakta “kimsenin satamayacağı bir şey bulduk” diyerek bir takas pazarı açmıştık. Evvelden şahmat kitapevinde bu maksatla biriktirilen ve zaten haftada bir kitapevinde takasa açtığımız eşyaları sokağa sermiştik. Pazarın ilk gününün kısa sürede yoğun ilgiyle karşılanan takas pazarına kapitalizmin bekçileri polis ve zabıta müdahale etmişti.  Takas etkinliğini 35-40 kadar polis ve zabıta ellerinde demir sopa göz yaşartıcı sprey ve bıçaklarla bastılar. Takas pazarı etkinliğinde bizimle dayanışma içinde olan katı atık işçilerinin bir gece önce deposunu basan ve araçlarına el koyan zabıta sokağın eli sopalı efendisi gibi dişi azıya almıştı. Yaklaşık yarım saat süren arbede ve saldırı sırasında manzarası güzel kafelerden bizi izleyen sigara çay tiryakisi arkadaşlar orağı çekici bırakacak yer bulamadıklarından olsa gerek saldırıyı izlemekle yetinmiş, sokaktan esnaftan Zabıta ve polise tepki gösterenler de olmuştu. Bir arkadaşımızın göz yaşartıcı spreyle diğerinin demir sopayla yaralandığı arbedeyi fırsat bilen zabitler takas eşyalarını araçlarına gasp ederek gitmiştiler. Eşyaları geri almak için gittiğimizde bize lütfeder gibi “eşyalarınızı veririz ama size pazarınızı açacağınız yeri biz gösterelim”  diyerek öneride bulunmuştular. Onlar da solcuymuş ve emekçiymiş, hatta içlerinden bir kaçı adını burada söylemeyeceğimiz sol partilere üyeymiş. Bize müdahale etme gerekçeleri de solculuklarına helal getirmeyecek cinstendi… Onlara göre bizim yaptığımız şey sokakta uyuşturucu ve porno pazarlayanları cesaretlendirecekti. Zaten zar zor kontrol ettiklerini söyledikleri sokakta  bize asla izin vermeyeceklerini söylediler. Gözden kaçırdıkları nokta bizim izin istemediğimizdi…  Ne mal olduğunu bildiğimiz bu üniformalı solcuların ne önerisine ne de lütfüne ihtiyacımız olmadığı için ertesi gün aynı yerde aynı saatte pazarımızı tekrar açacağımızı ve bize saldıran katiller olarak kendilerini teşhir edeceğimizi söyleyerek oradan ayrılmıştık  

Ertesi gün pazarımızı tekrar açtık. Bir basın açıklamasıyla katilleri teşhir ettik. Akşama değin, şenlikli bir takas etkinliği gerçekleşti. Zabıtanın gasp ettiği eşyaların yerine anında bir başkası getirilip kondu. Takas kendi kendini var edip zabıtaya meydan okur bir hale gelmişti.  Takas pazarını topladığımızda ilk günkünde daha fazla eşyayla ayrılıyorduk ve bir sonraki takas etkinliğine yere serip takasa açacağımız daha fazla eşya vardı. Bizim takas etkinliğinin afişine yazdığımız “kimsenin satamayacağı bir şey bulduk”  sözünde o hiç kimsenin alıp satamayacağı şey de bu dayanışma duygusunun ta kendisiydi.

Sokak sonrasında uzun bir süre durulmadı. İlkin faşistler ardından polis günlerce konur ve yüksel sokaklarındaki devrimcilere saldırdı. Ardından zabıtanın işportacılara saldırıları geldi. Sokağa gelişen saldırılar ve gündemin yoğunluğundan ötürü takas pazarını sokakta tekrarlama fırsatımız olmadı.

Faşistlerin ve Kolluk kuvvetlerinin Sokağa saldırdığı günlerin haberi burada

Kasım ayının başında (4 ekim Çarşamba) ise Arıza Keçiler Takas Pazarını yeniden kurdu. Aşşağıda 4 Ekim günü DTCF'nin meşhur Ortabahçe'sinde açtığımız gün dağıttığımız bildiri var

 

 

 

"Saklama Getir

Dünyadaki iyi şeyleri isteyen bizler, kimsenin satamayacağı bir şey bulduk. Üstelik herkese yetecek kadar var.

“Az”  ile yetinemeyiz ve bundan dolayı utanmıyoruz. Bir ekmeğin kabuğu ile yetinemiyor olmaktan dolayı utanmamıza gerek yok. Yoksulluğun erdem madalyasını taşımaktan boynumuz kopmadı mı?

Kaçınılmaz bir biçimde değersizleşen şeyleri edinebilmek için gösterdiğimiz çabayı düşünelim. Düşlediklerimizin yanına bile yaklaşamayacak bir kazanç uğruna vasat işler yaparak öldürdüğümüz zamanı.

Satın alınmadan önce beklediği vitrindeki kutsal yerini başkalarına bırakmış bir nesnenin yeniden tanınabilmesi ve yeniden bizim olabilmesi için yer değiştirmesi gerekir.

Takas pazarının amacı, kapitalizmin bir nimet olarak sunduğu tüketimi ve tüketim ilişkilerini, ulaşabildiğimiz oranda para ve paha benzeri bir değişim değeri olmadan değiş tokuş yoluyla insanlar arası paylaşım yaratarak önüne geçmektir. 

Korkuya gerek yok, sizden istediğimiz hatıralarınız değil. Piyasanın ağır eli altında ezilmemesi için bir bebeği sakınır gibi sakındığınız son kozunuz değil. Başbakanın göz koyduğu yastık altı birikimleriniz değil, kefen paranız hiç değil.

Korkulması gereken, takas edebileceği bir şeye sahip olup olmadığı sorusuyla karşılaştığında, "Düşününce, aklıma hiçbir şey gelmiyor" cümlesini nazik bir biçimde kurabilen biri haline gelmektir.

Gerçek bencil, kendisinin olmayan hiçbir şeye kıymet vermeyendir. Elinin altındakileri bir başkasının da en az kendisi kadar iyi kullanabileceğini aklı almayan, sahip olduğu her şeyin bir kişiliği olduğuna inanmaya başlayandır.Onun kibri, şarkılarını yalnızca kendisine söyleyen bir müzik dehasının davranışları kadar gülünçtür. Daha fazlası değil.

Bizim hayırsever kişiler olduğumuzu düşünme ve sen de hayırsever biri gibi davranma. Bu pazara gelirken sana yük olanları ya da çöplerini değil, kıyamadığın, hâlâ kullandığın şeyleri getir.

Biz, dünyadaki iyi şeyleri istiyoruz. Herkes için.

Takas Pazarı Her Perşembe Dil Tarih Orta Bahçe’de

Sakınma Getir"