Şiddet ve Direniş

Terini, kanını öğüten makineleri parçalaman direniştir. Harcını karıp, tuğlasını taşıdığın ama içine girip oturamadığın binaları yıkman, aslında sattıkları hiçbir şey kendilerine ait olmayan marketleri, mağazaları yakman direniştir. Elinde polise atm
29 Kas 2008 tarihinde Gökhan Korkusuz tarafından yazılmış.

1 - Şiddet ve Dİreniş

Bizim için her şeyi tanımlayanlar tarafından şiddet de çoktan tanımlanmıştır. Neyin gerekli, neyin lüks olduğunu belirleyip, kaç ekmekle doyacağımıza, dış görünüşümüze, iç görünüşümüze nasıl bir şekil vereceğimize, kime şehit, kime terörist diyeceğimize karar verenler tarafından belirlenmiştir bu tanım. Birçok şekli vardır şiddetin. Fiziksel, psikolojik, doğrudan, dolaylı şiddet gibi. Peki nasıl şekil alıyor şiddet dediğimiz olgu? Nasıl hayatın her alanında faklı şekillere bürünerek var olmayı başarıyor ve sistematik bir
hâle geliyor?

Düzen, ahlak, saygı, terbiye ve senin iyiliğin için olduğu söylenen daha bir sürü yalan tanımlar sayesinde. Kendi tanımlarını sana dayatan, senin bu tanımların çizdiği çerçevede yaşamanı zorunlu kılan ve kontrolünü tamamen eline alan otoriteler var olduğu için. Şiddet hem neden hem sonuçtur. Otoritelerin varlığı şiddeti doğurmuştur hep. Doğurmaktadır ve doğuracaktır. Ve şiddet o otoriteler tarafından kullanılan bir araçtır, itaat etmenin nedenidir. Seni bu şiddetin gölgesinde yaşamaya zorlayan her şey birer otoritedir. Ailen, öğretmenlerin gibi. Ve şiddet, o şiddeti yaratanların ezberlettiklerini reddettiğin zaman somutlaşır en net hâliyle. Seni döven polise hak verir ailen, ölmeyi ve öldürmeyi reddettiğin vakit kaybedilmiş bir insansındır toplum için ve karşına aldığın devlet her mevziye sızmıştır, yalanları sayesinde. Senin bu şiddete karşı koyuş çabaların şiddet olarak adlandırılır.

Vitrinini hayatında adını bile duymadığın yiyeceklerle süsleyip, bunları gene adını bile duymadığın yerlerde gezip eğlenenlere satan marketlerin, hayatına, senin doğrudan göremediğin bir biçimde yön veren bankaların camlarına attığın taş bir şiddet unsurudur. Senin çalışıp ürettiklerin sayesinde adını bile duymadığın şeyleri yiyip, adını bile duymadığın yerlerde tatil yapan ve seni başında çalıştığın makineden farlı görmeyen, karşısına çıkmak istediğinde senin kadar mülksüz korumasını karşına diken patronuna hesap sorman şiddet unsurudur gene. Demokrasi, cumhuriyet, sosyalizm gibi etiketlerle iradeni elinden alan devlete, polisine, askerine, devletleşmiş memuruna karşı duruşun bir şiddet unsurudur. Kolluk kuvvetleri sayesinde ayakta durabilen ve edimlerinin
hepsine müdahale eden devlet, copuyla kalkanıyla, topuyla tüfeğiyle karşılık verir senin elindeki taşa. Seyrettiğin o televizyon kanalları, okuduğun gazeteler elinde tuttuğun taşla ilgilenir yalnızca. Birkaç saniyelik görüntü, birkaç saniyelik habersindir onlar için. Oysa onların şiddet dediği şiddete karşı durmaktır. Onların şiddet dediği direniştir.

Şiddet her zaman devlet tarafından, ezenler tarafından yapılır. Ezilenlerin, devrimcilerin, isyan edenlerin yaptıkları şiddet olamaz. Paris Komünü direnişti. Haymarket direnişti. İşgal evleri direniştir. Terini, kanını öğüten makineleri parçalaman direniştir. Harcını karıp, tuğlasını taşıdığın ama içine girip oturamadığın binaları yıkman, aslında sattıkları hiçbir şey kendilerine ait olmayan marketleri, mağazaları yakman direniştir. Elinde polise atmak için tuttuğun taş direniştir. Her şeyi yaratan sensin. Ellerinle, terinle, kanınla yarattın hepsini. Tıpkı senden öncekiler gibi. İşte bunun için korkuyor senden devlet ve aygıtları. İşte onun için bu kadar çok polisi, askeri, gardiyanı var. Devleti ve her şeyi yaratabilecek kadar güçlü olduğun için korkuyor senden. Çünkü onları ancak yaratanlar yıkabilir. Yıkmak direniştir. Yıkarken yaratacaksın yeniden. Şiddetten, sömürüden, yalandan, tahakkümden uzak bir yaşam yaratacaksın. İnsanın insana, insanın doğaya olan tahakkümünü ve düşmanlığını bitirerek yaratacaksın. Yalnızca kendi yaşamın için yaratacaksın. Ve üzerinde durduğun yıkıntı tozu dumanıyla ortadan kalkacak, yarattığında. Şiddetsiz ve direnişsiz bir dünya yaratacaksın. Şiddetsiz ve direnişsiz bir dünya yaratacağız.